İŞSİZLİĞE ÇÖZÜM VAR MI? HER ŞEY DÜŞÜNCEDE BAŞLAR!

Bugün sana işsizlikten ve bunu nasıl avantajmış gibi kullanabileceğimizi anlatacağım. Bazı söylediklerim hiç hoşuna gitmeyecek çünkü tamamiyle gerçek. Ayrıca sosyete pazarlarından ve arkadaşlarımla nasıl kitap okuduğumdan da bahsedeceğim.

İki haftadır sürekli yollardayım. Şu an Konya’dayım ve eve döndükten sonra mı yeni bir yazı yayınlasam diye karar veremedim. Söyleyecek bir şey de bulamadım. Sosyete pazarlarına gitmeyi oldum olası çok severim. Gelmişken buradaki sosyete pazarına da uğradım. Ama hiç de eskisi gibi değildi. İç Anadolu ile İstanbul’un tekstil bağlantısı kesilmiş gibi hissettim. Pazar esnafı adeta sözleşmiş gibi aynı ürünleri getirmiş. İnternet sitesinde gördüğüm 50 liralık eşofman takımının aynısı, 100 liraya satılıyor.

Anladığım kadarıyla satış işinde de dijitalleşen, e-ticarete şans veren firmalar pazarın büyük kısmını ele geçiriyor. Pazarlar sadece ürünlere bakıp almayan, gezmek için gelmiş insanlarla dolu. İstanbul’a döndüğümde Terkos Pasajına gitmeyi düşünüyorum ama aynı durumla karşılaşmaktan da biraz çekiniyorum.

Eskiden yani 10 yıl falan önce, Konya’da çok güzel sosyete pazarları kurulurdu. Öyle renkli ve çeşitli ürün bulunurdu ki her bütçeden insan poşetleri dolu dolu evine dönerdi. Şimdi yoğun bir şekilde, kullanılmış eşyaların ara tezgahlarda satıldığını, diğer fason üretim mallarının da değerinin üzerinde satılmaya çalışıldığını görüyorum.

Konya’da sosyete pazarlarının tadı kaçmış kesinlikle. Esnafın bir an önce kendini toparlayıp, gençlere ve öğrenci bütçesine uygun ürün getirebilmesini diliyorum. Ben böyle söyler söylemez aklıma zamanın değiştiği, artık istediğimiz kıyafetlere, eşyalara internetten kolayca ulaşabildiğimiz, bir kaç yıl içinde de üç boyutlu yazıcılarla ne istersek onu üretebileceğimiz geldi. Belki de sosyete pazarlarının gelecekteki şekli şemali değişecektir. Tekstil sektöründe makineleşme, otomasyon son derece gelişmiş durumda olduğu için üç boyutlu yazıcılara bu alanda ihtiyaç duyulmayabilir.

Bu yazımdan önce, bir tilkinin ne olursa olsun geri dönmediği yolculuğundan bahsetmiştim. Ben de şu an öyle bir durumdayım. Uzun zamandır ne pazarlar ne de kıyafet alışverişleri dikkatimi çekmiyordu. Pazarlarda gezmeyi seviyorum ama yaklaşık 4 aydır tezgahları karıştırmakla harcayacağım süreyi dolduran çok kıymetli uğraşlar buldum. Bunlardan bir tanesi messenger ya da whatsup gibi bir uygulamayla beraber kitap okuyabileceğim bir arkadaşımla kitap okumak. Bazı arkadaşlarımla durumu abartıp, aynı anda okuyarak iki kişilik koro haline geldiğimiz de oluyor.

Önce tek başıma okusam daha çabuk bitiririm diye düşünüyordum ama şimdi beraber kitap okuduğum arkadaşlarımla çok daha nitelikli bir iletişim halinde olduğumu fark ettim.

Sosyete pazarına gitmeyi bıraktığımdan beri hayatıma giren bir başka uğraş da web sitesi yapmayı öğrenmeye başlamam oldu. WordPress kullanmayı temel seviyede öğrendim ve ufak tefek işler yapmaya başladım. Bunu yaparken yüzümde hınzır bir gülümseme oluştu çünkü hiç eğitim almadığım bir alanda, eğitim videosu izleyerek yetkin hale gelinebileceğini keşfettim. Bu bilgiyi kendime saklamak istedim. Neden? Çünkü hem ilgilenmeyenlerin yapamayacağı bir iş öğrendim, hem de bu işin eğitimini alanlardan iş çalacakmışım gibi bir his oluştu içimde.

Bir komşumun üniversiteden iki yıl önce mezun olmuş harita mühendisi kızının işsiz olduğu için bunalıma girdiğini öğrendim. Özellikle gidip konuşamadım, ne diyecektim? Tüm dünyada milyonlarca işsiz var, sen tek değilsin, üzülme mi diyecektim? Ben de kızla konuşmamayı tercih ettim. Söyleyeceklerimi buradan söyleyeyim, belki sonra denk gelir okur, hem de onun durumundaki içinde benim de olduğum üniversite mezunu işsiz insanlar da okur.

Öncelikle açlıktan ölmeyeceksin bu konuda rahat olabilirsin. Yanlarında yaşamak istemesen de eğer bir ailen varsa çok şanslısın. Aileden kastım anne baban ya da doğrudan yanlarında yaşayabildiğin kardeş ve akrabaların varsa çok daha şanslısın.

Bu imkanları olmayan pek çok mezunun kağıt ve plastik toplayıcılığı yaptığını görüyorum. Kesinlikle iş bulamadıysanız toplayıcılık yapın demiyorum, yanlış anlaşılmasın, ancak yaşamak çok önemli, yaşama tutunmak çok önemli, ne olursa olsun çöl tilkisi gibi yolda kalmak zorundasın. Bugün şartların kötü olması yarın da kötü olacağı anlamına gelmiyor.

Şimdi kimsenin sana söylemediği bir şeyi tüm acılığıyla yüzüne söyleyeceğim. Sevgili mühendis arkadaşım, istisnai bir durum olmadığı müddetçe alanında iş bulamayacaksın. Bugün mühendislik firmalarında bile sana yaptırılacak iş evrak takipçiliğidir. Evrak takibi, müşteri bulma, danışmanlık hizmeti satma gibi işler mühendislik değil. Kendini kandırarak sadece maaş için çalışmak seni mühendis yapmaz.

10 yıl önce sosyete pazarları canlıyken belki bir tezgahta sen açardın ama artık yedi göbek pazar esnafı bile meteliğe kurşun atıyor. Çok klasik olacak ama ekmek aslanın ağzında.

İçin karardı biliyorum. Ama bu çukurdan kimse tek başına çıkamaz. Sana da hepimize de çağa uygun bir çözüm bulmak gerekiyor. Kıyafetleri makineler dikiyor, o yüzden tekstil işçisine ihtiyaç yok, binalar bile artık bilgisayarlar tarafından tasarımı yapılıp, fabrikalardan demonte olarak araziye getiriliyor ve arazi üzerinde robot tarafından monte ediliyor.

Çözüm temel ihtiyaçlar çerçevesinde toplumdaki her bireyin birbirine yardım etmesinde saklı. Artık bir iş yerine girip maaşlı çalışan olma, emekli olma devri çoktan bitti. Bir plan dahilinde yiyecek, barınma ve sağlıklı yaşama ihtiyacını toplumun yine kendisi sağlayacak şekilde birbirlerine yardım etmeleri mükemmel olur. Para olmadan mümkün değil diye düşünebilirsin ama bilgiyle ve okuduklarını uygulamakla mümkün.

Bu fikir çok ütopik, içinde bulunduğumuz sistemde imkansız diyenlere şunu söylemek isterim; daha iyi bir fikriniz var mı? Devlet bize baksın, fabrika açsın, işverenler bize iş versin, memur olup atanalım diye beklemek daha mı mantıklı? Belki haklısın, belki de toplumun bireylerinin birbirlerine yardım ederek yaşamaları sadece bir rüyadır, el birliğiyle temel ihtiyaçlarını ortak bir çalışmayla karşılamaya gönüllü olmaları mümkün değildir. Sana bunu haklı çıkaracak sonsuz sebep sayabilirim. Fakat bunu hiç denememiş bir kuşağız biz. Bir kere bile denemedik. Permakültür eğitim paketleri satmaktan öte gitmedi herkes için tarım yolculukları, kişisel gelişim eğitimleri pazarlamaktan öte gitmedi insanların ekonomik buhranlarının üzerini örtmeler. İş bulamayan herkes kişisel gelişim uzmanı oldu. Şimdi de benim gibi yazılım bilmese bile hazır yazılımları kullanarak web sitesi yapan grafik tasarımcı olan bir çok genç görüyorum.

Bunun da çok kısa bir zamanda daralacak bir pazar olması hizmeti veren kişi sayısının artmasıyla muhtemel. Ben artık, bu yıl dolar ne kadar yükselecek diye düşünmek istemiyorum, ya da kredi kartı borçlarını nasıl ödesem diye kısacık hayatımı endişe içinde geçirmek istemiyorum. Bu yüzden de sadece kendim için değil, işsiz olduğunu düşünen, geleceğini garanti altında göremeyen, her insan için belki de zamanımızın çok ötesinde bir çözümden bahsediyorum.

Bu yazı, sanki sadece işsiz mühendisler için yapılmış gibi görünebilir, ama herkes için. Yani bu yardımlaşma ve beraber yaşama kültürünü uygulamak için işsiz olmak gerekmiyor, hatta onlardan çok, günde 12 saatini evinden uzakta geçiren ve sürekli bir patronun baskısı altında yaşamaya çalışanlara daha uygun.

İnsanoğlu böyle işte, bir şeyin değerini ancak kaybettiğinde anlıyor. O yüzden hiç iş bulamamış biri işsizliğin kıymetini bilmez. Ama uzun saatler düşük ücretlere çalışanlar, yardımlaşma kültürüne çok daha yakın duracaklardır eminim.

Sana hala çok uzak bir ihtimalmiş gibi geliyorsa, sadece hayalini kur yeter. Parmağını bile kıpırdatma istersen. Ben şimdilik öyle yapıyorum. Her şey önce bir düşüncede başlar ve sonra belki gözlerimizle göreceğimiz kadar çabuk gerçekleşmez, ama mutlaka bir gün gerçekleşir.