BU KIŞ ZOR GEÇECEK!

Başımıza kötü bir şey geldiği zaman, bu iyi bir sonucun başlangıcıdır. Neredeyse boğulacak olduğunuzda tanımadığınız bir kişinin gelip sizi kurtarması gibi. Artık onu tanıyorsunuz ve o, iyi biri. Boğulma tehlikesi geçirmeseydiniz, böyle iyi bir insanın var olduğunu bile bilmeyecektiniz. Bu küçük örnekten, en büyük savaşlara, doğal afetlere kadar geçerli bir durumdur.

Bir olay gerçekleştiğinde onun iyi ve kötü olarak değeri, bizim hoşumuza gidip gitmemesine göre değerlendirilmez. Biz öyle sansak da öyle değil.

“Sen ne diyorsun, öğretmen suratıma koca bir tokat patlatmıştı. Bunun neresinde iyilik?” diye düşünebilirsin. Mesele şu ki yüzünde beş parmağın iziyle, gözlerin kıpkırmızı aynaya bakarken “Bu korkunç dünyada benim ne işim var?” diye soruyorsan bu kesinlikle “iyi” bir şey. Çünkü günlerin aylak aylak etrafa bakmakla geçiyordu. Ama yüzündeki acı, davranışlarına “Böyle gelmiş böyle gider.” havası katıyorsa, içinden “Sıra arkadaşım ne zaman tokat yiyecek?” diye düşünüyorsan, işte o zaman bu kötü bir şey. Birinci durumda seni geliştiren, sebepleri sorgulamaya iten, içinde bulunduğun durumdan çıkış için alternatif arayan, aktif bir haldesin. İkinci durumda ise kötülüğün kötülük doğurduğu, seni ve etrafındakileri geriye çeken bir durumdasın.

Her değer, genel amaca göre değerlendirilir. Amaçtan uzaklaştıran şeyler kötü, amaca yaklaştıran şeyler de iyidir. Genel bir kural olarak, doğa merhametli olduğundan, geriye gidiş yoktur. İnsan daima gelişiminde iyi yoldan da gitse kötü yoldan da gitse, doğa tarafından büyütülür ve gelişmeye mecbur bırakılır. Bu sebeple doğru sorgulamaya gelene kadar, bireyler ve hatta toplumlar, kötülüğe katlanamayacakları ve tepkiyle bunu değiştirecekleri bir aşamaya kadar, olumsuz koşullarla doldurulur. En sonunda, tavır değişince koşul da değişir.

Birazdan yazacağım koşullardan hepimiz geçeceğiz. Peki, kimler doğru sorgulamayla geçecek bu zorlu süreçlerin içinden? Önceden bilirsek, daha nitelikli bir gelişim sağlarız. Haydi başlayalım!

Burada çok önemli bir konu var. Hem tüm dünyanın sorumluluğunu üzerine alıp, hem de odaklanmış, temiz düşüncelerini korumak zorunlu. Eğer etrafınızda tüm dünyanın iyiliğini düşünen insanlar varsa, önceliği onlara vermeniz gerekir. Aksi durumda iyi niyetinizin kötüye kullanılması, farklı düşüncelerle zihninizin kirlenmesi işten bile değil. Kendi içinizde öyle kopmaz bağlar, öyle destekleyici bir yaşam biçimi benimsemelisiniz ki diğer insanlar bundan örnek alsın, sizin gibi olmak istesinler. Bu kuvvetli ve sevgi dolu bir aile gibi olmak demektir. Eleştirmek kolaydır. Örnek olmak zordur. Sadece örnek olanlar etkili olurlar.

Bizim zamanımızda insanlar mutluluğunu tüm diğer insanlardan alır. Sen de ben de dünyanın kölesiyiz. Büyük bir makinenin içinde çark gibiyiz. Senin mahallende huzur, sadece diğer tüm mahallelerde huzur varsa mümkün. Artık sadece kendi iyiliğimizi düşünemeyiz.

Aramızda oluşturacağımız sevgi bağı, tüm çatışmalardan daha büyüktür. O yüzden buraya odaklanmak, diğer tüm meseleleri çözecek bir örnek olmaya yeter.

Mesele şu ki kimse ne yapacağını bilmiyor. Yeni bir kurallar yığını oluşturmaya gerek yok. Ancak yeni hayat prensiplerini, ihtiyaç duyacak her bireyin önüne açık açık koymamız gereken bir sürece giriyoruz. Elimizde yıkılmış, her yeri zarara uğratılmış bir gezegen ve perişan halde insanlar var. Onlara bir yol göstereceğim ve takip ederlerse, benden çok daha güzel yazmaya başlayacaklar. Onlar prensipleri yazacak, deneyecek, mükemmel hale getirinceye kadar aralarında uzlaşacaklar. En azından böyle olmasını umut ediyorum.

Bu kış, ekonomiyle ilgileneceğiz. Herkesin yiyeceğe ihtiyacı olacak. Yangınlar, seller, doğal afetler ve açlık. Tüm bunlar bir araya gelince, üstümüzde büyük bir baskı hissedeceğiz. Birkaç ay sonra, koşullarımız öyle bir değişecek ki asla eski biz olmayacağız. Tüm bunlar okuldan mezun olup, artık iş hayatına atılma zamanının gelmesi gibi. Büyümek ve kendi ayaklarımız üzerinde durmaktan başka çaremiz yok.

Şimdiye kadar para piyasalarıyla oynuyorduk, aybaşında alacağımız maaşı düşünüyorduk, tatile nereye gideceğimiz önemliydi, cicili bicili giyinip öz çekim yapıyorduk (Gerçi ben bunu hala yapıyorum 🙂 ). Ama şimdi hayat bizden başka bir şey talep ediyor. Bu oyuncakları bir kenara bırakıp, gerçekten örnek olabilecek insanlarla kalpten bir bağ kurmamız için bize, virüsler, doğal afetler, ekonomik krizler gönderiyor.

Şimdi çocukluk fotoğraflarımıza bakacağız, ister “Keşke hep çocuk kalsaydım.” diyeceğiz, ister “İyi ki büyümüşüm” diyeceğiz. Fark etmeyecek. Çark geriye dönmeyecek. Hem kendimize hem de tüm insanlığa eskiye dönüş olamayacağını anlatmamız gerek. Bu bizim çocukluğumuzda, yetişkinliğe ne kadar hazırlandığımıza bağlı. Yorgun da olsak devam edebileceğimiz gücü, kendimizde ve tüm dünyanın sorumluluğunu üzerine almış insanlarda bulacağız.

Doğru yaparsak doğa bize yardım eder. Sadece bir şey yapmadan önce doğayla empati kurmalıyız.

Yazıyı Paylaşın

Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on email
Share on linkedin
Share on skype
Share on telegram
Share on pinterest