MEDİTASYON NASIL YAPILIR? BEN DENEDİM OLDU 😊

Üniversite yıllarımda mistisizm, yoga, spritüal şeyler ya da meditasyon gibi konular, çok dikkatimi çekerdi. Senin de tahmin ettiğin gibi, en kolayı olan meditasyondu. Benim de onu uygulamak işime geldiğinden meditasyonla ister istemez, daha fazla ilgilendim. YouTube kanalımı daha kendi facebook sayfamda yayınlamadığım için arkadaşlarımın haberi yoktu. Ama instagram hesabımdan, çok sevdiğim bir dostum, meditasyondan bahsettiğimi, bir videomdan görünce hem kanalıma abone oldu hem de meditasyon hakkında bir video yapmamı istedi. Ben de fırsat bu fırsat, aklımda kalanları anlatmak istiyorum. Bir kere baştan söyleyeyim meditasyonun da her şeyin olduğu gibi bir sürü çeşidi var. En kolayı oturma meditasyonu olduğu için, ben sana onu anlatacağım.

Hadi başlayalım;

Meditasyon nedir?

Meditasyon kafayı dağıtmak, gerçek hayatın üstüme üstüme gönderdiği sorunlardan uzaklaşmak, ya da biraz ara verip, soluk almak için kaçtığım, sadece bana ait, benden başka kimsenin bilmediği bir yerdeki, sığınma mağaramdır. Bunu sen kendine göre hayal edersin. Nerede en huzurlu ve mutlu oluyorsan, kendini orada gibi düşünürsün.

Mantra nedir?

Benim mantram kocaman beyaz kanatları olan ve melek şeklinde hayal ettiğim, yarı saydam mükemmel bir varlık. Meditasyon yaparken, mağaramda olduğumu ve bu varlıkla kelimeleri kullanmadan, sohbet ettiğimi, onun da benim tüm acılarımı, kolayca pırıl pırıl parlayan bir suyla yıkadığını hayal ederim. Hatta ona bir isim bile verdim, onun adı benim için piyanodaki üçüncü nota olan “Mi” dir. Eğer sen de meditasyon yaparken zihnini kurcalayan, seni rahatsız eden duygulardan kurtulmak istiyorsan, kendine bir mantra bul. Düşünsene, başka kimsenin bilmediği, tanımadığı ve görmediği, sadece senin meditasyon dünyanda yaşayan, bir arkadaşın olacak.

Meditasyon yaparken şu dört meseleye dikkat ederim:

1-      Vücudumun duruşuna,

2-      Sevinçli miyim, üzgün müyüm, kızgın mıyım gibi duygularıma ve bacağım ağrıyor mu, kolum uyuştu mu gibi hislerime,

3-      Geçmişi mi yoksa geleceğimi düşünüyorum diye zihnime dikkat ederim

4-      Saydığım üç şeye dikkat ettikten sonraki ruh halime, buna da dhamma denir.

Yani burada kendimi gözlemlemiş oluyorum. Aslında bunları yaptıktan sonra gerisi, mağaramda geçirdiğim güzel bir 40 dakika oluyor. Ama yine de ben sana ayrıntılarını da anlatacağım.

Öncelikle oturma odamdaki iki metrekarelik krem rengi pamuk kilimin üzerine, bağdaş kurarak oturuyorum. Üzerime tayt gibi rahat, penye bir şeyler giymiş oluyorum. Bacaklarımı birbiri üstüne koymuyorum ama. Bağdaş dediğim bizim Türk usulü gibi değil, uzak doğu usulü. Ellerimi kucağımda açık avuçlar şeklinde tutarım. Biri öbürünün içine koyulacak. Sırtımı beni rahatsız etmeyecek kadar dik tutmaya çalışırım. Gözlerimi de kapatırım.

Kesinlikle hareket etmiyorum. Sadece nefes alışverişimi takip ediyorum. Tek hareket bu olabilir. Ay yüzüm kaşındı, aman ayağım uyuştu yok. Meditasyona başladıysam sabit duracağım.

Bu esnada nefesimi takip ederim, ama kontrol etmem. Sanki başka birinin nefes alışverişini seyrediyormuşum gibi, karnımın iniş çıkışını düşünürüm. İlk beş on dakika böyle geçer, çünkü olurda meditasyon sırasında moralimi bozan bir olay hatırlarsam, hemen bu nefesi izleme olayına geri dönerim. Bunu sana şöyle anlatayım. Kendi karnınla, arkadaşınmış gibi, içinden içinden konuşacaksın. Gülme öyle, ben meditasyonu böyle yaptım oldu. Diyelim ki aklıma akşama ne pişirsem diye bir soru geldi o esnada. Hemen nefes alınca karnımın dışarı doğru şiştiğini, verince de indiğini düşüneceğim. Aklımda sadece karnım nasıl inip yükseliyor bu olacak.

Ben bunu 10 dakika kadar yaparım. Bundan sonra sıra, fiziksel hislerime gelir. Diyelim ki bacağım ağrımaya başladı. İşte şimdi de ağrıyı düşünürüm. Ama şikâyet etmeden yapmam gerek. “Allah belasını versin bu acının, Allah’ım nedir bu çektiğim” diye değil. Sanki başka biri acı çekiyor, ben de yol yapım çalışmasını izleyen amcaymışım gibi bacağımdaki acıya öyle aval aval bakarım. Bakarım dediysem, gözlerim kapalı olacak açıp bakmak yok! İçimden “acı acı acı” diye tekrar ederim, ama bu arada, onun etkisi geçince, aklıma başka bir duygu ya da his gelir, mesela öfke o zaman da “öfke öfke öfke” diyerek, o duygu da bitip, artık çok saçma gelene kadar söylerim. Saçma hissedince de “saçma saçma saçma” diye içimden tekrar etmeyi sürdürürüm.

Bu arada meditasyonun sonuna doğru, eğer kendi kendime içimden “sevgi sevgi” diye ya da “sakin sakin” diye, tekrarlayan ses oluşmamışsa, o zaman mantramın yanına, mağarama hayalimde giderim. Mi’de beni pırıl pırıl parlayan ılık sularla yıkar, beni sevgi ve sakinlikle, huzur dolu bir hale getirir.

Bu hale gelince, gözlerimi yavaşça açarım. Ben meditasyonu 40 dakika kadar, haftada iki üç kere yapıyorum. Ama sen, ihtiyaç duyuyorsan, her gün 15 dakika yap, her gün yapınca daha çok işe yarıyor.

Ne işe mi yarıyor?

Daha sakin oluyorsun, sevmediğin insanlara bağırmaya, kavga etmeye gerek yokmuş gibi geliyor.  Çünkü içinde, konuşa konuşa meditasyon yaparken o duyguları etkisiz hale getiriyorsun. Bu, iyi bir şey mi bilmiyorum. Tamam, “sakin sakin” diye diye sakin biri oluyorsun sonuçta, ama bu seferde sinirlenmen gereken yerde, ebleh ebleh etrafına kalkarken bulma kendini. Her şey kararında güzel. Mesela biri sana vurursa ben meditasyon yapıyorum sakinliğimi bozamam deme, sen de aynı şiddetten bira fazla acıtacak şekilde vur.

Eskiden daha çok meditasyon yapardım, çünkü mühendislik okurken, çok stresli zamanlar geçirmiştim. Ama şimdi pek ihtiyacım olmuyor. En güzeli, seni rahatsız eden, huzurunu kaçıran kişileri, onların yerine daha iyi insanlarla değiştirmek. Hele bu patronsa, el altından yeni bir iş yeri aramak en iyisi. Hiç çekilmez, evlerden uzak olsun! Sonra herkes, nasıl meditasyon yapıp huzur bulurum diye kapı kapı dolaşıyor. Her gün tüm enerjini emen, bir iş ortamına hiçbir derin meditasyon yöntemi kar etmez.

Ha bu arada meditasyonu yıllarca aksatmadan yapanlar şu özelliklere sahip oluyorlar,

1- her şeye karşı atak oluyorlar, girişken, sosyal bir insana dönüşüyorlar

2- azimleri artıyor, her gün kendilerini öyle oturmaya, kıpırdamamaya alıştırınca, başladıkları bir işi kolay kolay bırakmayan insanlar oluyorlar, yani tuttuklarını koparıyorlar

3- yaşadıkları olayları en ince ayrıntısına kadar hatırlamaya başlıyorlar, diğer insanların duygularını, öfkelerini, korku ve sevinçlerini hissedebiliyorlar.

4- çalışırken ya da bir şeyler okurken tek seferde anlayabiliyorlar, iki üç kere tekrar etmelerine gerek kalmıyor.

5- hacı baba gibi bir şey oluyorlar, hani herkesin gidip ona danıştığı, “bizim aklımız ermez hacı baba sen bize yol göster” dediği bir kişiye dönüşüyorlar.

Ama, ben meditasyon yaptım, kaptım bu beş harika özelliği dersen, büyük yanılırsın. Beş tane de yasak var, onlara uyman gerekiyor. Ben uymadığım için bir türlü bu saydığım güzel özelliklere kavuşamadım. Şimdi de yasakları sayıyorum;

1- öldürmeyeceksin, düşünki Budist rahipler meditasyon yaparken, sivrisinek falan gelip vızıldayıp konsantrasyonlarını bozarsa, yeni Budistlerden biri de dayanamayıp şak diye öldürürse diye her yere tütsüler koyuyorlar. Bu yasak Sofi gelenekte de vardır. Öldürmek yok, “ama fareler” diye sorduğunu duyar gibiyim, cevabım şu, fareleri de öldürmek yok!

2- hırsızlık yapmayacaksın. Hatta bulduğun ne varsa öte beri başkalarına vereceksin. Kocan eve geç gelecek diye, onun hakkı olan, son dilim pizzayı da yemek dahil olmak üzere, başkasının mülkiyetine el uzatmayacaksın.

3- tek eşli ya da bekar olacaksın, öyle nerde akşam orada sabah, her çiçekten bal alırım olmaz. Yasak kardeşim! Neden dersen destan okurum sana ama eğer bu sebepten dolayı üçüncü bir kişinin kalbini kırarsan, hayatta Nirvana’ya ulaşamıyormuşsun, benden söylemesi.

4- yalan söylemeyeceksin. Ailecek film izliyor olabilirsiniz ama dış kapıya evde yokuz yazmak hem hırsızların dikkatini çeker hem de meditasyonla asla bağdaşmaz. Ayıp, yalan söylenmez.  Hem hayatının gerçeğini bulmak için meditasyon yapacaksın hem de yalan söyleyeceksin olmaz.

5- rakı, bira, şarap içip içip sarhoş olmak da yasak. Aklını senden alıp götüren hiçbir şeyi ne yiyeceksin ne de içeceksin. Bunlar kişinin doğal haline zarar verdiği için meditasyonun anlayışına ters. Meditasyon yapan delikanlıya votka içmek yakışmaz.

Söyle bakalım sen neden meditasyon yapmak istiyorsun?

Yazıyı Paylaşın

Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on email
Share on linkedin
Share on skype
Share on telegram
Share on pinterest