PASİF GELİR ELDE ETMEYİ DÜŞÜNENLERE SESLENİYORUM, BİRLİK MESAJI

Aileler kopuyor ülkeler birliklerinden ayrılmak istiyor, yıllardır bir arada olan Avrupa Birliği bile dağılmanın eşiğinde. Tüm bunlara çözüm bulmamız gerekiyor ama yöntemimiz yok. İstediğin kadar ekonomi kitapları oku, bir işe yaramıyor. Çünkü okuduklarımızı uygulayacak tek bir istek kırıntısı bile yok elimizde. Ayrıca çalışmakta istemiyoruz, o yüzden nasıl pasif gelir elde edebiliriz diye araştırıp duruyoruz internetten. Nasıl para kazanacağız ya da nasıl kolay yoldan zengin olacağız diye her konuyu araştırıyoruz. Ama sadece kendine odaklanmış bir kurtuluş planın içinde debeleniyoruz.

Oysa ki tek başına kurtuluş, gerçek ve kalıcı bir kurtuluş olmayacak. Çözüm ancak deneme yanılma yoluyla doğruyu bulmuş, bir grup insan sayesinde bulunabilir. Ama hala örnek bir topluluk oluşturmuş değiliz. Öyle bir topluluk düzenlemeliyiz ki bu topluluktaki her birey, kendisini annesinin kucağında gibi güvende ve tam hissedecek. Ancak bu şekilde büyüyüp gelişebileceğimizi anlamamız gerek. Anahtar kelime ise “anne gibi olmak” ama iyi, şefkatli ve daima çocuklarını düşünen bir anne gibi olmak. Birkaç insan bile birbirlerine karşı bu şekilde davranacaklarına söz vererek bir araya gelseler, dünyanın geri kalanına öyle güzel bir örnek vermiş olacaklar ki hepimiz için yeni bir umut doğacak ve biz insanlığın içine düştüğü bu ekonomik ve sosyal krizlerin içinden, çıkmaz sokaklardan bizleri kurtaracak. Bu umut ışığını ne büyük bir özlemle bekliyoruz. Dünyadaki herkesi dahil etmemiz gereken bir güvenli yaşamı inşa etmenin vakti geldi.

Peki bu çözüm, kadınlardan mı yoksa erkeklerden mi gelecek? Yıllarca şimdiye kadar ağırlıklı olarak ekonomik gücü elinde bulundurmuş erkeklerin, bir çözüm getirmesi gerektiğini düşündüm. Sonra bir baktım, merhamet, sevgi ve aile olmanın güzellikleri, ağırlıklı olarak hep kadındaydı. Ben de birden düşüncemi değiştirdim ve kadınlardan yana çok umutlu olmaya başladım. Sonra her ikisinin işbirliği içinde olması gerektiği, birden aklıma çok yakın geldi. Her anımız çok kıymetli, çünkü bugünden itibaren yapacağımız her çalışma, her emek, dünyanın tamamı için olmak zorunda. Azıcık aşım ağrısız başım dönemi çoktan sona erdi. Bir başka ülkede savaş olduğu zaman, bizim ülkemizde de ekonomik sıkıntılar baş gösteriyor. Yaşlı komşun ölüyor belki yan dairede, senin annen değil sonuçta, ama ileride o kişinin sen olma ihtimalin var. “Ben nasıl olsa yaşlı değilim” demek, ne kadar dar bir düşünce gibi görünüyor değil mi? Bir de mülk edinip bunları da teknolojik cihazlardan, yazılımlardan seçip, kendini kurtarmaya bunun yeteceğini zannedenler var. Belki bir süreliğine bu devam edebilir, ama bu imkanlara sahip olamayacak milyonlarca insanı da karşına almak olacak. Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar diye boşuna dememişler, şimdi burada bir fırsatımız var birbirimizi sevmemiz lazım!

Biri diğerinden daha akıllı olabilir, herkes eşit derecede akıllı ve varlıklı olmaz, hiçbir zaman olmadı! Ancak akıllı de varlıklı olanların devamı da ancak bu şekilde olmayan ve sayıca çok olan kalabalıklara bağlı. Eğer bir kitle imha projesi yoksa, bu topluluklarla sahip olduğumuz refahı paylaşmanın bir yolunu da bulmak zorundayız. Makinelerden yararlanarak, kendimizi kurtarmak yetmez! Bunun yanı sıra makineleri, robotları tüm dünya nüfusunun genel refahı için nasıl kullanabileceğiniz üzerine de kafa yormamız gerekiyor. Başlangıçta bu şekilde olmayabilir, insanlık tarihinde hep zor yolu, acı yolunu seçmiş. Yapay zeka çağında da yine bu yolu seçip, milyonlarca insanın işsiz kalması yeniliklere ayak uyduramaması ve adeta dünya üzerinde hiçbir katkısı olmayan, gereksiz varlıklar olarak görülmesi durumlarından kısa süreli de olsa geçme ihtimalimiz var.

Bu durumda sadece robotlara, yazılımlara ve bunları üreten şirket ortaklarına sahip olanlar, hadi bir de onlara çalışanlarını ekleyelim, bu insanlar dışında kimseye yaşam hakkı tanımayan bir düzenin, ortaya çıkmasından, ilk önce bu kesimlerin kendileri zarar görecektir.

Erkek egemenliğinin maddi gücünü ve kadın annelik içgüdüsü merhametini yansıtan, tüm dünyanın refahı ve iyiliği için çalışan, yeni teknolojik bir sistemin kurucularını dünya dört gözle bekliyor. İnsanlığın birlik olduğu, yaptığımız işleri kendimiz için değil, tüm dünya için yaptığımız bir dünyayı özlüyoruz. İçinde bulunduğumuz çevreye göre nasıl bir insan olacağımız belli oluyor.

Çok iyi bıçak kullanan insanlar vardır ancak, eğitim seviyesinin düşük olduğu, arka mahalle diye adlandırdığımız, kötü muhitlerde bu insanların katil olduğunu, iyi bir ailede büyüyen, sayısal yetenekleri uygun olmayan, iyi bıçak kullanan insanların kasap olduğunu, ayrıca sayısal yeteneğine de sahip olursa böyle bir kişinin çok iyi cerrah olduğunu görebiliriz.

Küçük istisna ve nüanslarla, bu durumun çok da değişmediğini hepimiz biliyoruz. Bu denli açık bir gerçek önümüzde dururken, etrafı dikenli tellerle çevrilmiş güvenlikli sitelerden çıkmadan ne kadar yaşayabiliriz? Belki bireysel olarak böyle bir site kurup, etrafındaki dikenli tellere elektrik verip, akıllı sistemlerle besinimizi, biz de üretebiliriz!

Peki bu kendi özgürlüğünü, dünyanın istediğin yerine gitme fırsatını, çocuklarının geleceğini, her insanı güvenilir, her sokağı cennet yapma fırsatını, elimizin tersiyle itmek olmaz mı? Günümüzdeki teknolojik gelişmeleri hepimizin faydasına, hepimizin mutluluğuna kullanmak için ne kadar doğru bir zamandayız! Eğer değerlendirebilirsek sorun olarak gördüğünüz her şeyin, harika çözümleri ile yüz yüze geleceğiz. Ya da bu yüzyıla kadar yaptığımız gibi hep bana hep bana diyeceğiz. Cep telefonumuzun markasıyla, arabamızın fiyatıyla komşumuza hava atmaya devam edeceğiz

Ve artık bize ihtiyacı olmadığını düşünen, büyük teknoloji şirketlerinin insafına kalacağız. Acilen birlik olmanın ve tüm insanlık için çalışmanın vakti geldi. Bunu nasıl yapacağımızı bilmiyorum, ama olursa nasıl hissedeceğimi biliyorum. Mesela ben bir kadın olarak, kesinlikle güvende hissedeceğim. Çabalarım çalışmalarım kendim için değil, hep başkaları için olacak. Zaten en ağır işler, tüm insanların işini kolaylaştıracak şekilde, makineler tarafından bedelsiz olarak yerine getirilecek. Eğer bir gün evlat sahibi olursam, onu güvenle oyun oynaması için dışarıya gönderebileceğim, istediğim saatte yolda yürüyebileceğim, çünkü insanların tüm temel ihtiyaçları karşılanmış olacak. Kimsenin gözü, kimsenin maddi ve fiziksel varlığında olmayacak. Çünkü gerek kalmayacak!

Et yemek için tavukları da kesmeyeceğiz, laboratuvarda, ağaçta elma yetişir gibi, kültürler içinde et yetişecek. Açlık, kıtlık, yoksulluk olmayacak, kaynaklarını ele geçirmek için bir başka ülkeye savaş açılmayacak. Dünyadaki herkes, o gece gözlerini annesinin kucağındaymış gibi kapatıp uyuyacak. Kendini o denli güvende, o denli sevgi yumağının içinde hissedecek. Tüm ağır, gerekli ve hayati işleri makineler, yapay zeka yardımı ile yapacak ve biz insanların işi, sadece birbirimize sevgi ve ilgi göstermek olacak.

Tüm bunları aşama aşama nasıl yerine getireceğimizi düşünmeliyiz. Benim elimden ne gelir ki diye düşünüyor olabilirsin. Ama yapman gereken tek şey, istemek. Çünkü bizlerin teker teker insanlar olarak hiçbir gücü yok, ama eğer bir ayakkabı markasını milyonlarca insan moda olduğu için düşünüyorsa ve bu düşünen insanlara kıyasla çok az insan bu ayakkabıya sahip olabildiği halde, o markanın sahibini, şirketini zengin edebiliyorsa, aynı mantığı burada da kullanabiliriz. Bunu bilinçli olarak tercih etmeliyiz. Satın almak istediğimiz araba, ev, ya da elbise, çanta kadar, geleceğimizin de düşünülmeye hakkı var değil mi? Eğer hepimizin faydasına teknolojiden robotlardan yararlanmak yerine, onları sadece kendi çıkarımız için kullanmayı planlarsak, büyük bir yazılım firması bir sabah uyandığımızda turuncu İspanyol paça pantolonun moda olduğunu söyleyecek! Ama o pantolonu alabilmek için bazı teknik becerilere sahip olmanız gerekecek.

Turuncu pantolonu olmayanlar, insan yerine konulmayacak. Çünkü teknik yeterliliği olmadığı anlamına gelecek. İspanyol paçalı pantolonunu savura savura bu yeterliliğe sahip teknolojik meta sahibi, akıllı sistemlerle donatılmış evinin merdiveninden inerken, tüm görkemiyle insan olmayan salonuna bakacak, hemen arkasından hiç ses çıkartmayan bir robot, tutmacıyla tıraş bıçağını ve içi su dolu kasesini taşıyacak, tek bir komutla kaseyi istediği yüksekliğe getirecek. Sahip, karanlık ve dolambaçlı merdivenden aşağı doğru son emri verecek:

“Kayda geçsin! Her şeye sahip olduğum halde, gerçek insan ilişkilerine sahip olmadığım için, son derece konforlu ve sıkıcı bir hayat yaşadığımdan, bunun sona ermesini emrediyorum. Kullanılacak malzeme eski tip, küçük bir tabanca olsun, en sevdiğim elektronik müzik şarkısının yazarı şeklinde görülen bir hologram, katilim rolünde olsun, benim seviyemde teknolojik mal varlıklarına sahip olan sınıflar için canlı yayın yapılsın, daha aşağı sınıflar için geleneksel video kayıtları kullanılsın.”

Verilen görev raporlandığında ve tüm veriler içine kaydedildiğinde, muhtemelen bizlerin çoktan bu teknolojik imkanlara sahip olmadığımız, pasif gelir elde edemediğimiz için, soyumuz tükenmiş olacak. Bugün burada pasif gelir elde etmenin yöntemlerini bilenlere ve uygulayanlara seslenmek istiyorum. Binlerce yıldır devam ettirdiğimiz, sadece kendini kurtarma içgüdüsünden bir an için sıyrılın ve herkes için, tüm dünya için ne yapabileceğinize bir kere olsun odaklanın! Aksi takdirde hiç kimse kalıcı bir mutluluğa erişemeyecek.

Hepimizin birlik içinde yaşadığı bir dünyayı özlüyorum.

Yarın görüşürüz, hoşçakal!

Yazıyı Paylaşın

Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on email
Share on linkedin
Share on skype
Share on telegram
Share on pinterest