ROMA’DA TUVALET TAŞLARI VE KARAYİPLİ PUERTO RİCO

Bugün sana dün olan siyasi mi ekonomik mi anlamadığım ama benim için ilginç olan Puerto Rico ile ilgili bir haberi anlatacağım. Sonra da bugün hiçbir şeyi saklayamadığımız dünyaya göre eskiden nasılmış bir hikâye ile göstereceğim.

Karayip denizi var ya, canım bir de az ilerisinde Kuzey Atlas okyanusu olan Karayip denizi, masmavi böyle, görsen için açılır. İşte tam bu suların birleştiği yerde dış işlerinde Amerika Birleşik Devletleri’ne iç işlerinde ise özerk yani güya canı ne isterse onu yapan bir ada varmış, Adı da Puerto Rico. Zenginliği ve güzelliği başına bela olan bir küçük adaymış burası. Hep istila etmişler bu kıyıları. Kimler mi?

İspanyollar, efendime söyleyeyim Fransızlar, Almanlar en sonunda da Amerikalılar ele geçirmiş. Günler aylar yıllar geçmiş. Bu ağaçlarından yemişler sarkan sıcacık kumları ve kanı kaynayan insanlarıyla küçük adanın son valisinin skandal konuşmaları ortaya çıkmış.

Ama konu çok ayıp, söyleyemem. Neyse söyleyeyim yoksa tadı tuzu kalmayacak videonun. Valinin adı Ricardo Rossello. Valla baya da yakışıklı görünüyor. Yani yüzüz gözü düzgün ama ortaya çıkan konuşmalarında hem kadınlara hem de eşcinsellere ağza alınmayacak laflar etmiş.

Dün internete bir baktım, her yerde bu adamcağızın geriye taralı siyah saçları, derin mavi yeşil gözleriyle, şık takım elbiseli hâllerinin fotoğrafları hemen yanında da istifa etmesini isteyen delirmiş, çılgın gözleriyle protesto edenlerin oluşturduğu kocaman kalabalık.

Kalabalık diyor ki istifi et,

Ricardo diyor: olmaz

Politikacılar diyor ki: istifa et

Ricardo diyor: olmaz

Niye istifa etmiyorsun Ricardo? Diye soruyorlar.

Adam diyor ki:

Ben yasa dışı bir iş yapmadım ki, sadece uygunsuz bazı sözler söyledim. Hatta daha da üstüme gelirseniz, pişmanım derim olur biter. Ne alaka istifa yani.

Bunun üzerine kafaya koymuşlar. Adamı kesin istifa ettirecekler ya. Bak kardeş elimizde başka konuşmaların da var, onları da ortaya çıkarırız ha, diyorlar. O da diyor ki; çıkarın lan ne çıkaracaksanız ortaya, ben de size valiliği kaptıracak göz var mı! Elinizden geleni ardınıza koymayın diyor.

İşte bak bu da belediye başkanıyla yaptığın konuşma diye kahverengi maun ofis masasına, şak diye bir yığın kâğıdı bırakıyorlar. Ricardo kağıtları eviriyor, çeviriyor, bir de ne görsün! Bunu hayatta pişmanlıkla açıklayamaz. Belediye başkanı gıcık olduğu gazete muhabirlerini atıyorum XYZ medyadan Ahmet muhabire, VYZ medyadan Mehmet muhabire sinir olduğunu, onları bir eline geçirse bir kaşık suda boğacağını söylemiş. Ricardo‘da bir an bile düşünmeden “iyi olur, bana büyük iyilik yaparsın, bıktım bu muhabirlerden” demesin mi?

İşte bu bardağı taşıran son damla olmuş. Bu arada küçücük Puerto Rico adasındaki tüm insanların bir kısmı sokaklara dökülmüş mü? Hatta etraftaki diğer adalardan da gelip gelip protestoya katılmışlar mı?

Roberto, istifa! Roberto, istifa! Diye bağıra bağıra küçücük adanın her sokağını özelliklere valilik konağının olduğu caddeyi çınlatıyorlarmış. Son bir çare olarak Robertonun esmer güzeli, bal renkli saçlarıyla biricik karısı içinde Ahmet ve Mehmet’in de olduğu bir basın toplantısında medyanın karşısına geçmiş. Şunları söylemiş:

“Yapmayın, etmeyin! Benim kocamın yüreği temiz, vallahi çok pişman, o ailemize de bana da tanıdığımız tüm kadınlara da çok iyi davranır. Benim kocam yapmaz bir daha, söylemez öyle şeyler, bana söz verdi.” Demiş.

Tam ortalık biraz sakinleşmiş kalabalıklar dağılmaya başlayacak ama bizim Roberto rahat duramamış. Hemen karısının elinden mikrofonu kaptığı gibi, kendi konuşmasını yapmaya başlamış:

“İçerde de dışarıda da beni sevmeyen, sorun çıkaranlara karşı çalışmalarım devam edecek, eğitime, sağlığa ve alt yapıya önem vereceğim. Protesto edenler kadar beni sevenler de var canım. Ben zamanla onlarında beni sevgiyle kucaklayacaklarına inanıyorum. “Demiş ve kadıncağızın onu kurtarmak için son hamlesini de boşa çıkarmış.

İşte böyle, dün tüm dünya haberlerinin birinci sırasında bu olay vardı. Tıklanma oranları çok yüksekti. Dünya tarihinde belki milyon kere farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda olmuş olayları böyle anlatmaya bayılıyorum. Abarttığımın farkındayım, bile bile yapıyorum. Bu arada sinirlenince ağzından çıkanı duymaz insan, Ricardonunda hep en öfkeli zamanlarındaki konuşmalarının dökümünü ortaya çıkartmışlar.

Ne yalan söyleyeyim ben de biraz öyleyim. Sakinken aklı başında biri gibi konuşurum. Kimseyi kırmam üzmem ama damarıma basıldı mı üüüf! Peki senin damarın ne? Benim ki açığa çıkmasından en çok korktuğum özelliklerim, alışkanlıklarım. Roberto da valiliği böyle bir sebeple kaybetmeyi hem duygusal hem de psikolojik olarak istemiyor zahir. Yöneticilik yapmış, söz sahibi olmuş insanlarda böyle davranışlar çok olur. Mesela kutsal roma imparatorlarından Maximilian kendine göre sakladığı, hal bu ki hepimizde insani olarak var olan özelliklerini biri görecek diye ödü koparmış. Roberto gibi de yüzü gözü düzgün yakışıklı bir adammış. Ama o güne kadar gelmiş geçmiş, heykelleri yapılmış, porselen gibi ciltleriyle bir tarihe adını yazdırmış tüm roma hükümdarlarından büyük bir farkı varmış bizim Maximilian’ın. Roma da felsefi konuşmaların hatta önemli devlet işlerinin görüşüldüğü tuvaletlerin olduğu bilinir. İşte istisnasız tüm roma imparatorları, bu tuvaletlerde, bizim kullandığımız klozetlere çok benziyor zaten hem kakalarını yaparlarmış hem de yaverlerinin getirdikleri önemli evraklara imzalarını atarlarmış. Ya da danışmanlarıyla karşılıklı hem tuvaletlerini yapar hem de devlet işlerini görüşürlermiş. Neden peki? Tabii ki vakit kaybetmemek için. Onların bizim gibi tuvalette instagram görseli sürükleyecek vakitleri yokmuş zahir. İşte bizim bu Maximilian en yakında olan hizmetçisine bile asla tuvalete gittiğini bile belli etmezmiş. Çişi geldiği zaman bir bahane uydurur ortadan kaybolurmuş. Herkesten en uzaktaki tuvalete gider ve kapısını iki üç kere kilitledikten sonra da kontrol edermiş.

Banyo yaparken de durumu farklı değilmiş. Maximilian hamamın içinde kendisi için dört tarafı kapalı bir kutu yaptırmış. Hasta olsa bile, muayene olmak için vücudunu doktora hiç göstermemiş. Öyle bir ihtimal ortaya çıkarsa aynı kızlar gibi utanıyormuş.

Doğruya doğru, doktora gitmekten vazgeçtiğim sırf bu sebeple benim de çok olmuştur. Ama Maximilian işi öyle bir abartmış ki bir gün etrafındaki tüm danışman ve yaverlerini odasına çağırmış. Kendisi tahtında oturuyor, üzerindeki beyaz keten, kol ve yaka ağızları sırma işlemeli elbisesine elindeki bir salkım mor üzümden sular damlaya damlaya yerken şunları yazdırmış:

“Vasiyetime şunları eklemenizi emrediyorum. Ben öldüğüm zaman gözleri bağlı, beni asla görmeyecek bir adam bana pijama giydirsin! Yazın bunu vasiyetime.” Demiş.

Maalesef günümüzde hangi vasiyeti yazarsak yazalım, insanı kendi keyfine bırakmıyorlar. Roberto da Puerto Rico’daki arkadaşlarıyla yaptığı sohbeti saklayamamış. Maximilianın tuvalete girip kapıyı kilitlemeyi unutması kadar acıklı görünüyor.

Peki sevgili dostum, senin açığa çıkmasından rahatsız olduğun konular neler?

Porto Ricodaki protestolar hakkında sen ne düşünüyorsun?

Maximilian öldükten sonra gerçekten gözleri bağlı bir adam ona pijama giydirmiş midir?

Yazıyı Paylaşın

Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on email
Share on linkedin
Share on skype
Share on telegram
Share on pinterest