ORMAN POSTASI 3.SAYI

06.10.2020-12.10.2020

BAL HIRSIZI ARI

Anteni bükük arı ağzındaki balı arkadaşlarından saklamak istedi.
Bu yüzden kovana bal taşıdıkları, koloninin kokularını bıraktığı yoldan çıktı.
Şimdi ağzının içinde bir dolu bal vardı, ancak yuvasına döneceği yolu kaybetmişti.

“Tüm suçum, arkadaşlarımı en az kendim kadar sevmemek. İyi ilişkiler ve tüm koloninin huzuru, bu temel ilkeye bağlı.” der demez kokuyu tanıdı ve balı doğruca koloni ortak kovanına götürüp boşalttı.

TURUNCU İPİN DEĞERİ

Turuncu ipin, ona yol gösterecek bir örgücüye ihtiyacı vardı. Örgücünün kendisine söylediği her şeyin doğru olduğuna inanmalıydı. Eğer inanmazsa, ilmek ilmek örülüp, işe yarar hale gelmeyi kabul etmeyecekti.

Ve bu ilmeklerin ve desenlerin düzeni, turuncu ipin içindeki tek bir turuncu büklümden gelir. Büklüm, örgücüyü dinler ve diğer büklümlere, tığın çengeline doğru takılmaları için öğüt verir.

Tek bir büklüm, tığ çengeline doğru yerleştiğinde diğerleri onu takip eder. İp bitince, örgücünün üzerinde olmaya layık olurlar. Bu, ipin kendisini değerli hale getirmesidir. Büklüm, örgücünün en gözde öğrencisidir.
İçinde böyle bir turuncu büklüm olan ip, örgücünün dikkatini çeker.

Eğer çekmecede tozlanmaya bırakılan bir orlon ip gibi olmak istemezsen, içindeki örgücüyü dinleyen büklümü bul. Diğer büklümler onu takip etsin. Sonra örgücünün övüncü olacaksın.

PARMAK KUKLASININ BAŞARISI

Bir parmak kuklası, gereksinimlerin haricinde, başkaları için çalışırsa başarılı olur.
Kendisi için sadece yumuşacık mavi pikesinin üzerinde kahve yudumlarken, kitabını okumayı ayırır.

Geri kalan zamanda, tüm dünyanın iyiliği için çalışır. Yaşamında mutsuz olanlara yol gösterir. Onların neden bu gezegende olduklarını anlamalarına yardımcı olur.

Parmak kuklası böylece iki avantaj elde eder:
1) Bunu gören herkes parmak kuklası gibi tüm dünyanın iyiliğini düşünmenin değerini anlar, çünkü böyle bir çalışma, dünyadaki herkes için kabul edilebilir ve makul tek yasadır.
2) Bu davranış kuklayı hayatın anlamını bulmaya iter. Çünkü kendini tüm dünyanın mutluluğuna adar. Parmak kuklası kendine değil, başkalarına fayda sağlar. Böylece zamanla bu dünyaya ne görevle geldiğini anlar.

Yorulunca, mavi pikesinin üzerinde bir fincan kahvesi ve kitabı onu bekler.

KELEBEĞİN DÖNÜŞÜMÜ

Kelebeklerin atası şöyle der: “kozamı kaybetmeden önce, kanatlarımı ararım,” yani içinde bulunduğum durum kendiliğinden değişmeden, ben onu daha gelişmiş haline dönüştürürüm.

Sen de daha gelişmiş bir seviyeye yükselmek için sabah olmadan uyan. Kendine kozadaki bir tırtıl gibi kanatlar yap.
Güneş seni uyandırmasın, sen güneşi uyandır.

Uğruna çalışmaya değer bir amaç için korku duygusunu uzat.
“Koza parçalanana kadar, ya kanatlarımı çıkaramazsam!” korkusu.
Ama hepsinden önemlisi doğadan, merhamet istemektir.

SÜSLÜ BAYKUŞ, HIRSIZ SİNCAP YÜZÜNDEN NE YAŞADI?

Süslü baykuş her gün yaş pasta yedi. Yuvasında fındık, fıstık, şerbet eksik olmadı. Ne zaman içi ezilse yiyecek yemiş buldu. Artık bunları yerken zevk almıyordu. Yaş pasta diliminin yarısına gelmeden hevesi kaçıyor, hemen fındık yemeye başlıyordu. Artık ne yediğine bakmıyordu bile.

Bir gün yuvasına hırsız bir sincap girdi ve her şeyini çaldı. Süslü baykuşun bir lokma bile kreması yoktu. Önce, aylardır çok yemiş olduğu için önemsemedi. Ama saatler geçtikçe karnı çok acıktı. Bir gün iki gün derken yiyecek aramaya başladı. Ama mevsim kıştı. Hiç yemiş bulamadı. Aradıkça acıktı, acıktıkça aradı. Şimdi sıkılıp yemediği pastalar, yemişler hayalinde bir ziyafet gibi görünüyordu.

Çaresizce yuvasına döndü. Açlıktan bayılmak üzereyken aklına ağaç kovuğuna, tenezzül etmediği için attığı incir ve gün kurusu geldi. Kanatlarını uzatıp “hırsız sincap bulamamıştır belki” diyerek kovuğa baktı. İncir ve gün kurusu buldu. Yanında içeceği çayı demlemeye güç bile buldu.

Bu yemişler hayatında yediği en lezzetli yiyeceklerdi.
Etrafında seni oyalayacak her şey varken, sana göre küçük konulara değer vermezsin. Onları süslü baykuş gibi bir ağaç kovuğuna atarsın. Sadece hayatının anlamını aramaya başladığında bu önemsiz meseleler sana gıda olur.
Neden yaşadığını merak etmek için hırsız sincabın yuvana girmesini bekleme.

OYUNCAK KEDİNİN GÖREVİ

Oyuncak kedi kalıbını çizdim. Ona gülümseyen bir yüz, herkesi kucaklamaya hazır kollar, kendini sevdirsin diye bir kuyruk çizdim. Ve görünmese de bir kalbi var. Kötü duygu ve düşünceleri de var. Belki onu dikeceğim kumaşın rengini beğenmeyecek. Belki, neden dikildiğini, benim gibi bir yazarın elinde neden oyuncak olduğunu anlamayacak. Kediye bir isim vereceğim ve onu sadece davranışlarından sorumlu tutacağım.

Ne düşündüğünden ya da ne hissettiğinden değil.

Görevi: hikâyelerde, paylaşımlarda kendinin dışındaki herkesin faydasına çalışmak.
Doğa bizleri bu dünyaya gönderdi. Kalbimizde kötülük olabilir, düşüncemizde hırs ve rekabet olabilir. Bunlar elimizde değil. Ancak davranışlarımızdan biz sorumluyuz. Bu gülümseyen kedi gibi herkese açık, sevgi dolu kollara ihtiyacımız var.

SAYGA NE ZAMAN YAYINLANACAK?

İkinci kitabım Sayga,
umarım yayınevinin söylediği tarihler arasında çıkar.

Sayga da doğru çevre arayışı ve kendini değiştirme aşamaları var.

Otuz Bilge Hayvan kitabım https://www.kitapyurdu.com/…/otuz-bilge-hayvan/546169.html burada.

 

Yazıyı Paylaşın

Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on email
Share on linkedin
Share on skype
Share on telegram
Share on pinterest